Başarısızlık Korkusu – Neleri feda ediyoruz ? -Başarısızlığa Farklı Bir Bakış Serisi

Başarısızlık. Söylerken bile yutkunduğumuz, her birimizin korkulu rüyası başarısızlık. Peki korkularımız ne kadar yerli? Başarısız olmaktan korktuğumuz için neleri feda ediyoruz?

 

 

M.F.Ö’den Tam Ortasındayım size okurken eşlik edecektir. Keyifli okumalar…

 

Aslında her eylemimiz bir şekilde mutluluğa bağlanıyor. Her birimiz mutlu birer hayat sürmek istiyoruz. Peki ya mutluluk nedir? İşte bu konu tartışmalı . Kimi düşünür  hayattan aldığın anlık hazlara bağlarken kimisi de amaçlara ulaşmak olarak açıkladı mutluluğu. Antik çağ filozoflarından günümüze pek çok görüş dile getirildi. Benim en beğendiğim ise Buddha’nınki diyebilirim.

 

“Sonu mutluluğa varan bir yol yoktur: Yol mutluluğun kendisidir.”

Gautama Buddha (M.Ö. 500)

 

 

En çok sevdiğim görüş bu çünkü hazcı biriysen haz bittiği anda mutsuz biri olursun. Amaçları uğruna yaşayan biriysen amacına ulaştıktan sonra mutsuz birisin. Ancak yürüdüğün yolu seversen mutlu birisindir zaten. Her türlü sıkıntı , her türlü iniş çıkış o sevdiğin yolun birer parçasıdır.

 

87 Yaşındaki Rose’un Hikayesi

 

87 yaşında üniversiteye başlayan Rose’un hikayesini belki duymuşsunuzdur. Yaşıtlarının genelde yaptığı gibi evine kapanmak yerine Rose, hep hayalini kurduğu üniversiteye yazılıyor. Sene sonu konuşma yapması İçin kendisini kürsüye davet ediyorlar. Konuşmasını  Rose’un arkadaşından dinleyelim:

“Dönem sonunda Rose’u konuşma yapması için kürsüye davet ettik. Bize öğrettiği şeyi asla unutmayacağım. Çağrıldıktan sonra yavaş adımlarla kürsüye doğru ilerledi. Konuşmasını yapmaya başlayacakken cebinden çıkardığı önceden hazırlanmış konuşma kağıdını yere düşürdü.

Şaşıran ve utanan Rose mikrofona doğru eğildi ve “Kusura bakmayın. Ne kadar da sakarım. Lent’in ısrarı üzerine bira içmeyi bıraktım ve viski beni öldürüyor! Size kağıttan okumak yerine, aklımdan geçenleri anlatacağım” dedi.

Biz gülerken, Rose yutkundu ve konuşmasına başladı: “Yaşlandığımız için oyun oynamaktan vazgeçmiyoruz; oyun oynamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanıyoruz. Her daim genç kalmanın iki sırrı var; mutluluk ve başarı. Her gün gülmeli ve sizi güldürecek şeyler bulun. Bir hayaliniz olsun. Hayal etmeyi bıraktığınız an ölürsünüz. Her gün karşılaştığımız yabancılar bir gün ölüyor ve biz öldüklerinden birhaberiz. Yaşlanmak ve büyümek arasında ince bir çizgi var. 19 yaşındaysanız ve önünüzdeki bir yılı yatarak geçirirseniz ve işe yarayacak tek bir şey yapmazsanız, doğal olarak 20 yaşında girersiniz. 87 yaşındayım ve önümdeki bir yılı hiçbir şey yapmadan yatarak geçirirsem, 88 yaşına gireceğim. Her insan yaşlanır. Yaşlanmak yetenek ya da kabiliyet gerektirmek. Büyümekteki fark ise değişime ayak uydurmaktır. Pişman olmamaktır. Benim yaşımdakiler genelde yaptıklarından değil de yapamadıklarından dolayı pişmanlık duyuyorlar. Ölmekten korkan kişiler pişmanlıkları olan kişilerdir.”

Konuşmasını, “The Rose” şarkısını mırıldanarak bitirdi. Şarkının sözlerini öğrenmemizi ve hayatımıza yansıtmamızı tavsiye etti. Rose, üniversiteyi bitirdi ve diplomasını aldı. Mezuniyetinden bir hafta sonra uyumaktayken vefat etti.”

(Hikayenin tamamını okumak için:

https://tr.newsner.com/diger/sinif-arkadasinin-87-yasinda-oldugunu-ogrenince-cok-sasirdi-yasli-kadinin-soyledikleri-ise-herkese-okulda-ogrenemeyecegi-turden-bir-ders-verdi/)

 

Rose’un gerçekten etkileyici bir yaşam felsefesi var ancak beni burda en çok etkileyen  cümlesi ise şu oldu:

“Benim yaşımdakiler genelde yaptıklarından değil, yapamadıklarından dolayı pişmanlık duyuyorlar.”

 

Gerçekten de düşündüğümüz zaman insan yapamadıklarından , cesaret edemediklerinden pişmanlık duyuyor. Mutluluk belki de pişman olmamaktır.

 

Maslow Bu Duruma Ne Der?

 

Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisine göre de her insanın en üst ihtiyacı, kendini gerçekleştirmek.

 

Aslında kısaca Maslow bize der ki herkes kendi hikayesini yazmak ister. Herkes içten içe bunu ister. Kimisi korkularını bir tarafa bırakır ve yazar , kimisi ise denemek yerine baştan yenilgiyi kabul eder. Durmak da bir yenilgidir aslında , önemli olan yolda olmak. Gerçek bir hikaye iniş çıkışlarla doludur ama hep ileriye akar. Gelin gerçek bir hikayeye birlikte bakalım.

 

 

 

 

Gerçek Bir Hikaye – Vecihi Hürkuş (1896-1969)

Türk pilot,mühendis ve girişimci

 

1.Dünya Savaşı’nda pilot olarak görev yapmış ve bir Rus uçağı düşürerek uçak düşüren ilk Türk tayyareci olmuştur. Daha sonraları esir düşen Vecihi Bey, Hazar Denizi’nin Azerbaycan kısmında bulunan Nargin adasından yüzülerek kurtulur ve İran üzerinden yurda döner. Dönünce yeniden göreve başlar ve o sıralar bir av uçağı tasarımı yapar ancak Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı için çalışmaları yarım kalır. Daha sonra Kurtuluş Savaşı’na katılır. İnönü ve Sakarya savaşlarında çok başarılı keşif ve destek uçuşları yapar. Bir Yunan uçağını da düşürmüştür bu uçuşlar sırasında. Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan pilottur. TBMM tarafından kendisine kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ve üç kez takdirname verilmiştir. Üç takdirname verilen tek kişidir.

 

Daha sonraları pilot yetiştirmeye başlar. Bu sıralar yeniden uçak yapma hayallerine tutulur ve çalışmalara başlar. 1923’te Yunan uçağından aldığı motorla ilk Türk uçağını imal eder. 1930’da ise bir keresteci dükkanını kiralar ve  üç ay içerisinde ilk Türk sivil uçağını inşa eder. 27 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın önünde ilk uçuşunu gerçekleştirir. Uçabilirlik sertifikasını almak için İktisat Bakanlığı’na başvurur ancak böyle bir sertifika verecek kurum ülkede bulunmadığı için alamaz ve uçağı sökerek trenle Çekoslovakya’ya gönderir ve sertifikayı oradan alır.

 

Türk havacılık tarihinin en üretken ve girişimci kişilerinden olan Vecihi Hürkuş , Ankara’da 1969 tarihinde hayata gözlerini yumar.

 

Ne kadar güzel hikaye… Zorluklar, mücadele, gayret, çaba … En önemlisi de yılmadan yoluna devam etmek .

 

İşin özü şu ki, yolculuk hep devam ediyor. En güzeli de bu yol tamamen sana ait.

MFÖ ne güzel de söylemiş: “Tam varıyorum hedefe bir yenisi başlıyor. Bu oyun hep aynı değişmiyor.”

Yılmadan yoluna devam edenlere ve yürüdüğü yolu sevenlere gelsin …

 

 

 

Failureweek

 

“Ever tried. Ever failed. No matter. Try again. Fail again. Fail Better.”

 

İTÜ Girişimcilik Kulübü olarak Mayıs’ın 2. Haftasını başarısızlık haftası ilan ettik. Başarısızlığını bizimle paylaşmak istersen seni de bekleriz.Tamamı  açık havada Hata Atölyeleri , İş Batırdım geceleri , söyleşiler , oyunlar ve niceleri olacak. Aşağıdaki linkten kaydolabilir ve sosyal medya hesaplarından takip edebilirsin.

 

Hemen kayıt olup hatalarınla nasıl barışacağını deneyimlemeye ne dersin 🙂 Kayıt için buraya tıklayabilirsin. Etkinliğimizi sevdiysen lütfen arkadaşlarınla paylaşıp bize destek olmayı unutma. Hatası kul olmaz!

 

https://www.instagram.com/failureweek

https://www.twitter.com/failureweek

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *